Alerjilere kesin çözüm var mı? Alerjilerin gerçek nedeni nedir? Bazı insanların vücut dirençleri zayıf olduğundan çeşitli sebze, meyve, polen, plastik eşyalar, parfümler, hayvan tüyleri, ev tozları ve bunlara benzer bir çok maddelere karşı hassas oluyor.

Bu hassasiyeti de maalesef biz kendimiz yaratıyoruz. Son yıllarda  gittikçe yaygınlaşan hazır gıda tüketimine çok yer veriyoruz sağlıksız doğal olmayan yiyecek ve içeceklerle  besleniyoruz.

Buna paralel olarak da karaciğerimiz görevini yapamaz hale geliyor ve kan yeterince temizlenemediği için vücut direnci düşüyor ve alerji dediğimiz sağlık sorunu meydana geliyor.

Alerji Nedir?

Alerji; vücudun yabancı olarak tanıdığı solunan, yenebilen, iğne ile enjekte edilebilen, veya deriye, göğüse doğrudan temas eden organik veya bazı inorganik maddelere karşı varolan savunma mekanizmasının biraz abartılı olarak çalışma halidir.

İnsan vücuduna giren ve kanda kendine özgü bir karşıt madde oluşturan yabancı maddelere “antijen”, oluşturulan karşı maddeye ise “antikor” adı verilir. Bu antijen bir alerjiye yol açarsa o zaman alerjen adını alır.

Çok eski çağlardan beri besinlere karşı olan reaksiyonlar bilinmektedir.
Ünlü düşünürlerden biri şöyle bir söylemde bulunmuştur: “Birisi için besin
olan bir şey, diğeri için zehir olabilir”

Alerjen tabiatındaki gıdalar ile vücudun askerleri olan antikorlar karşılaşınca ortaya pek çok kimyasal madde salgılanır. Örneğin “histamin” bunlardan biri olup bazı alerjik reaksiyonların da sebebidir.

Bu reaksiyonlar;

1) Kılcal damarların daralması (Kızarma)
2) Damarların geçirgenliğinin artması (Kabartı, şişme)
3) Solunum yollarındaki veya bağırsaklardaki düz kaslarda kasılma (Solunum zorluğu ve ağrı)
4) Derideki sinir uçlarında uyarılma (Kaşıntı ve ağrı) Bir besinin alerjiye yol açtığını kabul etmek için o besinin her alınışında alerjik belirtilerin bir veya birkaçının olması gerekmektedir.

Yaygın olan belirtiler şunlardır:

  1. Deri: Kaşıntı, yanma, kızartı, ateş, üşüme, karıncalanma, terleme, ürtiker, su toplayarak kabarma, kırmızı lekeler, sivilceler.
  2. Kulak-burun-boğaz: Burun tıkanıklığı, hapşırma, burun kaşıntısı burnun devamlı akması. Boğazdan akıntı, boğazda ağrı, kuruluk veya gıcık, damaklarda kaşıntı, kuru öksürük. Kulaklarda çınlama, tıkanma, ağrı, orta derecede sağırlık, baş dönmesi ve dengesizlik
  1. Gözler: Görmede bulanıklık, gözlerde ağrı, sulanma, şaşılık, ışıklardan rahatsız olma, göz kapağında seğirme, kaşıntı, düşme, kızarma ve şişme.
  1. Solunum: Nefes darlığı, hırıldama, öksürük, bronşlarda mukus oluşumu.
  1. Kardiyovasküler: Kalpte çarpıntı, nabız hızının artması, düzensiz nabız, kızarma, solgunluk, ateş, üşüme, karıncalanma, ellerde kızarıklık veya morarma, bayılma, omurlarda ağrı.
  1. Sindirim sistemi: Ağızda kuruluk, tükürük salınımında artma, pamukçuk oluşumu, dilde acılık, diş ağrısı, geğirme, midede yanma, hazımsızlık, bulantı, kusma, yutmada zorluk, karında gurultu, ağrı, kramplar, ishal, rektumda kaşıntı veya yanma.
  1. Genitoüriner: Sık, ağrılı idrara çıkma, idrarını kontrol edememe, vajinal kaşıntı veya akıntı
  2. Muskular: Yorgunluk, kas zayıflıkları, eklem ve kaslarda ağrı, gerginlik, göğüs ağrısı, sırt ağrısı, boyun kaslarında spazm.
  3. Sinir sistemi: Baş ağrısı, migren, devamlı uyku hali, sersemlik, yavaşlık, durgunluk, donukluk, keyifsizlik, ciddiyet, ağlama nöbetleri, gerginlik, anksiyete, hiperaktiflik, huzursuzluk, sinirlilik, konsantrasyon bozukluğu, gülme, kendini diğer insanlardan farklı hissetme, kelimeleri, isimleri, ya da numaraları unutma, kekelemek.
  4. Besin alerjisi olan birçok insan için bu reaksiyonlar tehlikeli olmaktan

çok rahatsızlık vericidir. Ancak ender de olsa bazı durumlarda anaflaktik reaksiyonlar oluşabilir. Farklı vücut sistemleri aynı anda çalıştıklarında bu alerjik cevap ciddi ve hatta hayatı tehdit edici olabilir.

Duyarlı bir kişi, alerjen ile karşılaştığında vücudunda kızarıklık, şişlik, kaşıntı, nefes almada zorluk ve tansiyon düşüklüğü ortaya çıkar buna anaflaksi denir.
Anaflaksiye yol açan maddenin çok az bir kısmı bile çok ciddi sonuçlara
yol açabilir.

Besin Alerjilerinde Tanı Yöntemi
Besin alerjilerini teşhis etmek için göz önünde bulundurulması gereken noktalar şunlardır.

1) Reaksiyonu tetikleyen şüpheli besin.

2) Yenilen besinin miktarı.

3) Ağızdan tüketimi ve semptomların başlaması arasında geçen süre.

4) Semptomların nedeninin tanımlanması.

5) Besinin her tüketiminde aynı semptomların oluşması.

6) Egzersiz gibi diğer neden olan faktörler.

7) Son reaksiyondan beri geçen zaman.

Hangi Besinler Alerjiye Neden Olabilir?
İnsanlar doğduktan sonra yaşamlar boyunca binlerce farklı besin ile karşılaşmaktadırlar. Bu besinlerin içerisinde besin öğesi dediğimiz daha

küçük yapı taşları mevcuttur. Bunlar; protein, yağ, karbonhidrat, su ve vitamin ve minerallerdir. Hazır gıdalarda ise tüm bu besin öğelerine ek olarak gıda katkı maddeleri eklenmektedir.

Besin öğeleri arasında alerjiye yol açan maddeler genellikle protein
yapısındadır. Her insan herhangi bir besine karşı alerjik tepki verebilirse
de insanlarda sıklıkla alerjiye neden olan besinler şunlardır:

İnek sütü, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, kabuklu ve yağlı kuruyemişler

(fındık fıstık gibi), tahıllar, etler, meyveler, sebzeler ve kuru baklagiller, baharatlar ve çeşni vericiler, çikolata, bal ve bazı içecekler. Bu besinlerden bazıları diğerlerine göre daha sık alerjiye neden olurlar.

Örneğin: süt ve yumurta meyve sebzelere göre daha sık alerjik reaksiyona neden olur . Yine bu besinlerden bazıları da diğerlerine göre daha ciddi reaksiyonlara neden olurlar (yer fıstığı ve ağaç fıstıkları).

Bazı besinler özellikle erken çocukluk döneminde alerjik reaksiyonlara neden olurken (12-24 ay inek sütü alerjisi), bazıları ise hayat boyu devam eder (fıstık alerjisi gibi).

Örneğin; ağaç fıstıklarından (badem, ceviz vb) birine alerjisi olan birinin tüm diğer ağaç fıstıklarına da reaksiyon vermesi söz konusu olabilir.

Besinler ve Çapraz Duyarlılık Durumları
Besin Çapraz duyarlılık olabilecek diğer besinler

İnek sütü

Diğer hayvan sütleri

Tavuk yumurtası

Diğer kuşların yumurtaları
Yer fıstığı Çeşitli diğer ağaç fıstıkları, nadiren diğer baklagiller
Soya fasulyesi Nadiren diğer baklagiller
Balık Çoğunlukla (bazen tüm) diğer balıklar
Kabuklu deniz Diğer kabuklu deniz ürünleri
Buğday Buğday ürünleri (ama sıklıkla arpa, çavdar, mısır, yulaf ve pirinç değil)

  • Küf mantarına alerjisi olanlara
  • pratik ipuçları:
  • Evde, duvarlarda, tavanda veya tabanda ıslak yerleri derhal ve doğru biçimde restore edin.
  • Nemlendiriciler veya klima sistemleri kullanmayın.
  • Oda bitkilerinden ve su kültürlerinden kaçının.
  • Maksimum günde 2 – 3 kez kısaca birkaç dakika evi havalandırın; sürekli havalandırma yapmayın.
  • Banyo yaptıktan/duş aldıktan sonra banyoyu iyice havalandırın.
  • Yemeden önce sebze ve meyveyi soyun.

Buzdolabını düzenli olarak temizleyin.

  • Gıdalara alerjisi olanlara pratik ipuçları:
  • Alerjiye neden olan gıdalardan kaçının.
  • Endüstriyel işlenmiş gıdaların içerik maddeleri iyice kontrol edilmelidir, çünkü bunların içinde alerjen maddeler (tavuk proteini veya çikolatada, keklerde, soslarda veya pudingde kabuklu yemişler) bulunabilir.
  • Bazı alerjenler pişirdikten sonra etkisini yitirir
  • Acil durumda alınmak üzere yanınızda ilaç bulundurun.
  • Arı ve yaban arısına alerjisi olanlara pratik ipuçları:
  • Yerken ve içerken dikkatli olun. Ağzı açık kutulardan içmeyin.
  • Yalın ayak çim üzerinde gezmeyin.
  • Piknik ve kamp yapmaktan kaçının

Koku maddeleri (parfüm, deodorant, tıraş losyonu, güneş losyonu) kullanmayın.
Açık havada spor yapmayın (ter de böcekleri çeker)

Polen alerjisi olanlara pratik ipuçları:

  • Ağaç, çiçek ve ot polenleriyle temastan kaçının.
  • Dışarıda giyilen kıyafetleri ve ayakkabıları (polen içeren) koridorda çıkarın.
  • Akşamları duş alın ve saçlarınızı yıkayın.
  • Evi düzenli olarak ıslak biçimde silin.
  • Havada aşırı polen olduğunda sabahtan itibaren camları kapalı tutun.
  • Sadece yağmurlu havalarda evi iyice havalandırın Diğer zamanlarda da havalandırabilmek için camlara polen geçirmeyen filtre vazifesi gören özel ağ teller takılabilir.
  • Çamaşırlarınızı dışarıda kurutmayın
  • Güneşli günlerde, kuru ve rüzgarlı havalarda (polen oranı yüksek) dışarıda gezmeyin, spor yapmayın veya bisiklet turuna çıkmayın!
  • Duruma göre güneş gözlüğü kullanmak yardımcı olur.
  • Geniş şapka.
  • Havadaki polen düzeyinin en yüksek olduğu dönemde polenin az olduğu bir bölgeye tatile çıkın
  • Otomobilinize bir polen filtresi takın.

Alerji nasıl tespit, teşhis edilir?

  • Hastalığın ön hikayesi
  • Kan testleri
  • Provokasyon testi
  • Moleküler alerji teşhisi
  • Tipik belirtiler:
  • Kaşınan veya yaşaran gözler
  • Akan veya tıkalı burun
  • Astım
  • Kaşınan cilt veya cilt döküntüsü (örneğin kurdeşen veya kaşıntılı dermatit)
  • Karın ağrısı veya ishal genelde yukarıda ki semptomların biriyle birlikte
  • Alerjiye sıkça yol acan maddeler:
  • Polen (ağaçların, çiçeklerin veya otların)
  • Ev tozu böcekleri
  • Küf mantarları
  • Hayvan kılları
  • Böcek zehirleri
  • Belirli gıdalar

(kayın ağacı, fındık ağacı, gürgen ağacı, ak gürgen)

Fındık, ceviz, kaju, badem, elma, armut, şeftali, nektarin, kiraz, erik, kivi, kayısı,

havuç, pırasa, domates, soya, anason, rezene, kimyon, kişniş, maydanoz, dereotu,

fesleğen, keklik, kırmızı biber. Ot ve tahıl polenleri Yer fıstığı, soya, bezelye, fasulye,
mercimek, domates, muz, karpuz, mango, kaju, antep fıstığı, tahıl unu ve ürünleri
(buğday), bakla unu

Ot polenleri
(örnek; misk otu=pelin, kanarya otu veya ak kaz ayağı)

Pırasa, havuç, rezene, enginar, domates, biber, kamelya, anason, kimyon, kişniş,
köri, maydanoz, sarımsak, fesleğen, kekik, kara biber, misket üzümü, tarçın, zencefil, ay çekirdeği Lateks Avokado, muz, kivi, ananas, mango, kavun, incir, papaya, şeftali, pırasa, domates, biber, kestane, kara buğday=bulgur

Ev tozu böcekleri, Yengeç, karides, ıstakoz, büyük karides, midye, istiridye, kalamar, salyangoz.

Çocuklarda alerjiler
Çocuklarda bir alerji geliştirme riski özellikle genetik faktörler tarafından belirlenmektedir. Ne kadar fazla sayıda aile üyesinde alerjik hastalıklar varsa çocukların da aynı alerjiyi geliştirme ihtimali o kadar yüksektir.

Her iki ebeveyn bir alerjiye sahipse çocukların % 50 ile 80‘i alerji olabilir, tek bir ebeveyn alerjiye sahipse bu oran %20 ila 40 arasındadır.

Bu tip bir önlenmeyen alerji geliştirme riskinin yanında dış etkenlerden kaynaklı riskler de varıir ki amaç onları önlemek olmalıdır.

  • Alerjiyi Önlemede şu hususlara dikkat edilmesinde fayda vardır:
  • Çocuğu en az 4 ay boyunca emzirin.
  • İlave gıda takviyesi yapmayı geciktirmeyin (4 ay sonra)
  • Çocuğu sigara dumanına maruz bırakmayın. Evde dumansız bir ortam olmasına dikkat edin
  • Gebelik ve emzirme döneminde balıktan kaçınmayın.
  • Riskli çocuklarda (yani ebeveynlerin en az birisi alerji hastası ise) evde kedi barındırmayın.
  • Aşırı kilolardan kaçının.
  • Bebeklik ve çocukluk döneminde güncel aşı tavsiyesine göre tüm aşıları yaptırın.
  • Düzenli havalandırma yaparak nemli odalar ve dolayısıyla küf mantarı

oluşumu önlenmelidir.

  • Sezaryenle yapılan doğumlar çocukta alerji riskini artırır, mümkünse normal doğumu tercih edin.
  • Probiyotik gıdaların alerji önleyici etkisi henüz tartışmada, bazı tıbbi araştırma ve yayınlarda şimdiye dek sadece kaşıntılı dermatit için faydası tespit edilebildi.
  • İç ve dış mekanlarda havadaki zararlı maddelerden çocukları koruyun.

Ebeveynler şayet çocuklarında, bir alerjik reaksiyonu andıran belirtiler gözlerse,

çocuklarını alerji konusunda uzman bir hekime götürmelidir. Bir alerji şüphesi tespit edilirse çocuk için muhtemel tedavi seçenekleri doktorla görüşmelidir. sonuçta tedavi edilmeyen bir alerji artabilir ve bir astıma dönüşebilir!

Alerjilere Karşı Bitkisel Çözüm Deve Dikeni

Karaciğerin en etkili ilacı deve dikeni bitkisi alerjilere kesin çözümdür. Karaciğeri koruyucu etken maddelere sahip olan deve dikeni ülkemizin hemen hemen her bölgesinde yetişir. Genellikle güneşli yol kenarlarında ve tarlaların aralarında yetişir.

Yaprakları soluk renkli beyaz dumanlı ve dikenlidir. Sapın ucundaki enginarı andıran mor çiçekleri vardır. Ağustos ve eylül aylarında olgunlaşan meyveler toplanır ve açık havada iyice kurutulur.

Bu bitkinin en önemli özelliği karaciğerle ilgili tüm sağlık sorunlarına yararlı olmasıdır. Bitkisel ilaçların en önde gelenidir. Karaciğeri zararlı ve zehirli maddelerden temizler.

 Kullanma Şekli Ve Dozu

Bir tatlı kaşığı dolusu deve dikeni tohumu, bir bardak suda haşlanır 10- 15 dakika arası demlendikten sonra süzülür. Taze demlenmiş olarak sabah aç karına, öğle yemeğinden yarım saat önce ve yatmadan yarım saat önce birer bardak içilir.

Kullanılmaya başlandığı ilk günlerde geçici olarak ishal görülebilir bu durum geçicidir. Emzirme döneminde kadınlar ve hamileler için de uygun bulunmuştur.

Herhangi bir ilaçla etkileşimi olmadığı kanıtlanmıştır.

Deve dikeninden yapılan haplarda çok faydalıdır. Deve dikeni bitkisi aslında 2000 yılından bu yana kullanılmaktadır.

Çoğumuz bu bitkiyi görürüz yanından gelip geçeriz ama ne işe yaradığını bilmeyiz ülkemizde bol miktarda bulunması Allah’ın bize vermiş olduğu bir lütuf ….

Alerjilerin Mizaç İlmine Göre Tedavisi

Mizaç ilmini duymuşsunuzdur. Mizaç dediğimiz zaman aslında dört elementin insan üzerindeki tecellisinden bahsederiz. Dört elemente hem tıbta, felsefede, matematikte hem de kuran da rastlamak mümkündür. Çünkü dört element herşeyin kaynağıdır.

Bizler, insan olarak bu dört elementten bir tanesinin ağırlığı ile yaşamaktayız. “Dört elementi bilmek, kendini bilmek; Kendini bilmek, alemi bilmek, alemi bilmek de, yaşama sebebini bilmek demektir.”

Kemiklerimiz toprak, kanımız hava, bedenimizdeki tüm sıvılar su, vücudumuzdaki asitler ise ateştir.

Şimdi tekrar kaldığımız yerden alerjiye dönelim. Alerjiye neden olan Unsurun karaciğerin iyi çalışmaması ve  kanın kirlenmesi olduğunu belirtmiştik. Mizaç ile bağlantısını kuralım dört mizaç dan biri olan demevi yani hava elementi vücudumuzdaki kan ile bağlantılı buradan şunu çıkarabiliriz.

Her insan da kan bulunur ancak vücutta kan baskın geldiğinde demevi mizacını yani hava mizacını oluşturur. kan ve karaciğer bu elementin etkisi altında olduğu için bu mizaç daki insanların alerji olmasının sebebi. budur.

Çözümü ise, kendi mizacından olan besinleri yani sıcak ve ıslak grubundaki besinleri değil zıttı olan soğuk ve kuru grubundaki besinleri tüketerek vücudunu terbiye edecektir.  Böylece kanı normale dönecektir.

Aslında mizaç ilmine göre alerji diye bir şey yokmuş.  Kendi mizacımız ile mevsimin mizacı kesiştiği zaman mizacımız baskın gelir ve alerji belirtileri göstermeye başlarmışız. Bunun için alerji olmamak için mizacımızın zıttı ile beslenmemiz gerekiyormuş.

 En doğrusu kendi mizacımızı bilir ve ona göre beslenirsek  tüm hastalıklardan kendimizi korumuş oluruz.

Ayrıca hacamat olmak da hava mizaçlı kişilere  şifadır.

Alerjilere Neden Olan Travmalar

Bu bölümü Barış Muslu’nun Sağlığına format at kitabından alıntı yapılmıştır.

Çok faydalı bir kitap okumanızı tavsiye ederim çoğu rahatsızlıklarınıza şifa olacaktır. Allahın izniyle….

İnsanın hayatını mahvedebilme potansiyeline sahip bir rahatsızlıktır. Kutudan her şey çıkabilir. Birçok farklı etken tetikleyebilir, hem de vücutta birçok farklı rahatsızlık belirtisi yaşanabilir.

• Tetikleyici
• Vücuttaki etki
Öncelikle tetikleyiciyi ele alalım. Neden bazı maddeler vücudunuzda başka şeylerin yapmadığı etkiler yaratıyorlar? Aslında her şeyin suçlusu yine Pavlov ve o köpek! Tabii ki öyle değil. Ancak tercihlerimizi şartlandırmalarımız belirliyor.
bu ilişkilendirmeler normalden çok daha güçlü şekilde yapılıyor.

Çok ama çok şiddetli travmalarda, duyguların şiddeti çok yoğunken, bunun nedeni daha önce söylediğimiz gibi, beynin travma sırasında bütün ortamı detayıyla süzerek, çok hızlı bir şekilde kaydetmesi.

Böyle bir korumaya girmesinin sebebi, benzer durum ortaya çıkarsa verdiği tepkiyi yeniden verebilmek.  Aslında alerjiyi başlatan da bu fazla korumacılık.

Bunun belli bir kuralı yok. İşte bu yüzden tetikleyiciler, beynin travma sırasında ilişkilendirdiği her şey olabilir.

Bir koku, tat dokunuş, hava durumu, sindirilen bir besin, havadaki polen, toz. Insanlar bile tepki yaratabilir. Ya da yerler.

Tetikleyicilerin her şey olabileceğini söylüyoruz, peki ya yaşananlar? Mesela neden gözler yaşarabiliyor, deride pişikler çıkıyor? Neden hapşırık, nezle ve hatta çok daha ciddi belirtiler oluşabiliyor?

Cevap şu ki, biz genellikle sadece fark edebileceğimiz kadar hızlı ve gözle görülecek kadar bariz biyolojik programlara alerji adını veriyoruz. Sadece bazı vücut bölümleri bu kadar hızlı ve çok net görülen tepkiler verebiliyorlar. Mesela,
• Deri
• Solunum sistemi (ağız, burun, yutak, gırtlak, soluk borusu, akciğer, bronş)
• Konjonktiva (göz küresinin ön yüzünde ve kapakların iç kısmında bulunan ince zar)

Aslanda travmatik anlarda kaydedilen her şey, tüm biyolojik programları tetikleyebiliyor. Çoğu zaman tetiklenme durumu vücutta çok net ve hızlı bir şekilde hissedilmediği için biz onlar alerji olarak adlandırmıyoruz.

İşin mantığını anladık. Peki nasıl kurtulacağız?

Travmayı Tespit Etmek

Bunu yapmanın en basit yolu, aslında ilk travmayı tespit etmek.

Nasıl bir program yaşadığımızı,  hangi organı etkilediğini anlayarak orjinal travmayı bulabiliriz.
Bazen sadece travmayı tespit etmek, farkındalığı yaşamak bile bu gereksiz ilişkilendirmenin beyinde kopmasını sağlayabilir.

Çilek alerjisini başlatan travma yıllar öncesine gidiyordu
Çalıştığım kişilerden 40 yaşlarında üç çocuk annesi bir kadının çilek alerjisi vardı. Ne zaman çilek yese, damağında çok ağrı veren aft yaraları çıkıyordu.

Aslında bana kilo sorunuyla ilgili olarak gelmiş olsa da, konuşmamız arasında bu sorundan da bahsetti.  Kendisine çilekle ilgili bir yerden çilek alıp yemesiyle ilgili herhangi bir travma yaşayıp yaşamadığını sordum.

Bu arada işin ilginç tarafı, çilek yediği zaman sadece ağzının sağ tarafında bu yaralar çıkıyordu. (Biraz sonra bu durumun önemini anlatacağım.)

Yıllar önce bir Ege köyünde aile ziyaretindeyken komşunun bahçesinden
çilek çalarken yakalanması üzerine çok utandığını hatırladı.

Biz sadece bu olayın üzerinden giderek, yaklaşık 20 dakika süren bir çalışma yaptık. Bu çalışmadan sonra, ilerleyen günlerde ondan haber aldım. Çilek alerjisinden eser kalmamıştı!

Mizaca Göre Beslenme

 Vücutta hava elementi yükseldiğinde yemememiz gereken besinlerden bahsedelim. Tabiatı sıcak ve ıslak besinleri çok tüketmek karaciğeri yorar ve kanın kirlenmesine sebep olur. Bu besinlerden bir süre uzak durmamız gerekir. 

 Belli bir süre yemiyeceğiz daha sonra dengeye geldiğinde tüketebiliriz. burada anlatmak istediğim hava mizaçlı insanların dikkat etmesi gerektiğidir. 

Diğer mizaçlı kişiler bu meyvelerden etkilenmez. Çünkü mizaçları farklıdır.  Belli bir süre yenmemesi gereken Meyveler; 

Ananas, Armut, Kırmızı Elma, Mango, Üzüm, Tatlı nar, Kavun, Beyaz dut, Keçi Boynuzu, Trabzon hurması, Zeytin, İncir.

Havuç, Şalgam, Kuru Soğan, Taze Zencefil, Taze Zerdeçal, Turp, Bal Kabağı.

 Hayvansal gıdalar;

Koyun, Horoz, Hindi, Kuzu köy Tavuğu, Dil, Kelle, Göz, Paça, Karaciğer, Karides, Çinekop, Alabalık, Yumurta Sarısı.

 Bakliyatlar,

Kuru fasulye, Nohut, Buğday, Kuru börülce.

 Süt ürünleri;

Kefir, Deve Sütü, Süt Kaymağı.

Yağlar; 

Kuyruk yağı, İç Yağı, Tereyağı, Aspir Yağı, Tatlı Badem Yağı.

Kuruyemişler;

Badem, Kabak Çekirdeği, Yer Fıstığı, Antep Fıstığı.

İşlenmiş gıdalar;

reçeller, Tahin, Pekmez, Sütlü Çikolata.

İçecekler;

Şalgam, Kekik Çayı, Bal şerbeti, Pekmez Şerbeti, Limonata, Soğan Suyu.

Mizaç dengeye gelene kadar soğuk kuru besinleri tüketmeliyiz.

Dengeye gelene kadar yenmesi gereken meyveler; 

Alıç Demir Hindi, Kızılcık, Üzüm Koruğu, Böğürtlen, Muşmula, Misket Limon.

Sebzeler;

Patlıcan.

 Hayvansal gıdalar;

Dana, işkembe, Kemik, Hamsi, Ton Balığı.

Bakliyat;

Arpa, Kuru Mısır, Kuru Bakla, Maş Fasulye, Mercimek.

Süt ürünleri;

Peynir, Lor, Çökelek.

Baharatlar;

Tuz, Sumak.

Mizaç ilmi

Şifa olması dileği ile…..