Ana sayfa YAŞAM 7. Çakra ( Tepe Çakrası )

7. Çakra ( Tepe Çakrası )

0
7. Çakra ( Tepe Çakrası )
7. Çakra ( Tepe Çakrası )

Saf oluş ve kaynakla bağlantının açığa çıkışı, bu merkezin yönetimindedir. 7. çakra, hayata geliş amacı, dünyanın farkında olup ancak bir yandan da geçiciliğinin şuuruyla bütünü algılayabilmek, aydınlanma ve uyanışın başlamasını sağlayan enerjinin kaynağıdır.

7. Çakra (Tepe Çakrası)

Sembolü: Bin yapraklı lotus
Renk: Mor, beyaz
ilgili element: Madde ötesi
Duyu: Ruhsal iletişim
Ses: “Hımmm!”
Taşlar: Ametist, kristal kuvars, turmalin
Koku: Lotus, günlük
Bedende ilgili yer: Beyin
İlgili salgı bezi: Epifiz bezi

Morun üstünde bir eternet kartı görevi gören beyaz bir merkezimiz vardır. Onun için birçok ölüme yakın deneyimde ve spiritüel çalışmalarda, tünel sonundaki beyaz ışık veya aydınlık kapı olarak görülür. Bunun diğer bir sebebi, doğum sırasında karanlık bir tünelden aydınlık bir dünyaya çıkışta bize verilmiş olan görüntülemenin şuuraltı kodlamasıdır.

Şamanik, regresyon ve aile dizilim çalışmaları ile bu birikimlerin farkındalığı kazanılmaya çalışılır. Bu merkezin kapısı açıldığında ortaya çıkanın öz bilgisini aldıktan sonra, enerjiyi bohçalayarak kapıyı tekrar kapatmaya dikkat etmek çok önemlidir.

Tepe çakrası

Tepe çakrasından sonra açılan kapılarda sonsuz katman vardır. İhtiyaca göre buluşulacak çeşitli frekanslar söz konusudur.
Geri titreşimler, korku, endişe ve hırs varsa buluşulacaklar aşağı katmanlardır. Sevgi, kabul, şefkat, başkalarına yardım, şifa, dönüşüm ve idrak amaçlı olduğunda ise ince titreşimli, daha yüksek bilgilerle ve seviyelerle irtibata geçilir.

Epifiz bezinin çeşitli salgıları vardır. Bunlar gevşemeyi, rahatlamayı, imajinasyonu ve görüntülerin netleşmesini sağlar. Ayrıca beynin içerisindeki görüntüleme ve farklı titreşimlerle temasa geçebilme özelliklerinden de söz edilebilir. Bu hormonlar dengeli ve düzenli çalıştığında, göğün çeşitli katmanlarından birtakım bilgi alışverişleri gerçekleşir.

Tıkanmalar olduğunda ise kâinat ile bağlantımız kesilir. Tepe çakrası tamamen kapanan biri, bu hayatta kalamaz. Özellikle intihar meyilli kişilerde, bu merkezdeki bir bağlantı kesilmesi olduğu üzerinde durulabilir.

Doğumdan sonra bebeklerin uzun süre başlarının tepe bölümünde yumuşak bir alan vardır. “Bıngıldak” denilen bu alan, aylar sonra yavaş yavaş sertleşir. Varlığın özünden gelen enerji tepeden içeriye girerek bu merkezi açık ve faal tutar. Yani be-
beklikte fiziksel gözlerimizle dünyayı görürken, tepe çakramızla da manevi alanı seyrederiz.

Dünyada gördüğümüz ve öğrendiğimiz her adımda, bıngıldakta bir miktar daha sertleşme ve kapanma meydana gelir. Bu deneyimi bir nevi mezara konmuş bir insanın üzerine kürekle toprak atmak gibi düşünebiliriz. Dünyaya her köklenme anında manevi dünyada ölürken, yeryüzü dünyasına doğan tarafımız buraya adapte olmaya çalışır.

Tepe çakrasındaki bu ışıklı merkez tamamen ışık alamaz hale gelir ve dünyaya yönelir. Hayat yolculuğunda doğumla beraber köklenmeye başlar ve bu dünyayla temas halindeyken, tekrar bütün çakraların katlarından yükselir ve tepe çakrasından kâinat internetine tekrar bağlanırız.

Bu şekilde özümüzün ışığıyla temas kurmaya çalışırız. İnsanın miracı, içindeki bu 7 kat göğü aşarak epifiz bezinin hormonlarını dengeli ve düzenli olarak salgılatarak, manevi aleme bakan görücülük kapılarını açabilmesidir.

Kaynak : Ünal Güner  ( Güzellik Tohumu )

BİR CEVAP BIRAK

Yorumunuzu buraya yaz
Buraya adınızı yazınız

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.