Ana sayfa GENEL Örnekli Açıklamalı Ata Sözleri

Örnekli Açıklamalı Ata Sözleri

0
Örnekli Açıklamalı Atasözleri
Örnekli Açıklamalı Atasözleri

Atasözleri, atalarımızın, sosyal yaşantımızı, denemelere dayalı olarak, eleştiri, öğüt, genel kural biçiminde yorumlayan özlü sözlerdir. Her biri, bağımsız birer cümle olan bu sözlerde halkımızın gelenek ve görenekleri, hayata bakış açıları, nükte, ince alay, taşlama, övgü ve yergi ile olguları değerlendiriş yolları görülür.

Bir atasözü, ilk kez belli bir kişinin bir hayat olayını kendine göre değerlendirmesiyle ortaya çıkar.

Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. kelimeleri söyleyiş biçimleri değiştirilemez.

Türk atasözlerini sistemli biçimde ilk derlemeler tazminat döneminde başlamıştır.

Atasözler, genellikle iki anlamı olan sözlerdir.

Örnekli Açıklamalı Ata Sözleri

 

ABA DA BİR DİBA DA BİR GİYENE,
GÜZEL DE BİR, ÇİRKİN DE BİR SEVENE.

Bir şeyi kendine yakıştırmasını bilmek.

Açıklama ve yorum:

Kendine yakıştırmasını bildikten sonra; kişi, aba da giyse, diba da giyse farketmez. Sevmesini bilen, sevdiği insanda hep iyi ve güzel yanlar bulmaya çalışan kişi; güzel çirkin diye bir ayırım yapmaz. Önemli olan, bir şeyi kendine yakıştırmasını bilmektir.
Günlük yaşam boyunca kimi giysileri kendimize yakıştırmasını bilemediğimiz için çoğu kez üzülür, fazla duygulu biriysek, karamsarlığa bile düşeriz. Severek evlendiğimiz kişide zamanla yeni güzellikler bulamazsak ya da sevdiğimiz kişinin hep iyi yanlarını değerlendirmeye çalışmazsak aynı şekilde huzursuz oluruz.

Ekmek de bir, börek de bir yiyene.
Günah da bir, sevap da bir bilene.
Bir şeyi kendine yakıştırmaktır ustalık,
Aba da bir diba da bir giyene,
Güzel de bir, çirkin de bir sevene.

ABANIN KADRİ YAĞMURDA BİLİNİR.
 

Bir şeyin değeri yeri ve zamanı geldiğinde anlaşılır.

Açıklama ve yorum:

Aba, su geçirmediği için, giyeni yağmurdan korur. Bunun gibi bir şeyin değerli olup olmadığı, yeri geldiğinde anlaşılır. Önemli olan, neyin nerede işe yarayacağını bilmektir. Abanın değeri nasıl yağmur yağdığı zaman anlaşılırsa, şemsiyenin değeri,
güneşte, battaniyenin değeri soğukta, yelpazenin değeri sıcakta anlaşılır.

Mayanın iyisi hamurda bilinir,
Cevherin iyisi çamurda bilinir.
Bir şey nerde gerekliyse değerlidir orda,
Abanın kadri yağmurda bilinir.

ABDAL ATA BİNİNCE BEY OLDUM SANIR,
ŞALGAM AŞA GİRİNCE YAĞ OLDUM SANIR

Boş yere kasılmanın, böbürlenmenin yersizliği.

Açıklama ve yorum:

Toplum yaşamında kimi kez önemli işlerde görevlendirilen kişiler, işin değeriyle orantılı bir duyarlık, yetenek ve bilgi göstermedikleri halde böylesi bir görev kendilerine verildiği için kasılırlar, gerçekten o görevin adamıymış gibi böbürlenmeye
kalkarlar.
Zekaca geri kalmış, bir mevki verildi mi kendisini o mevkiin gerçek görevlisi imiş gibi bir tutum takınarak eski durumunu ya da zekaca geriliğini unutmuş görünen insanlar için söylenen bu sözde; kişinin gerçek değerine uygun bir görünüm de olması gerektiği anlatılmak istenmiştir. Ata binince kendisini bey sanan aptal, yağ ile uzaktan
yakından bir ilgisi olmadığı halde yemeğe konulunca kendisini yağ sanan şalgama benzetilmiştir.
İnsanoğlu yetenek ve bilgisini kullanarak sürekli bir ilerleme arzusu içinde çalışır. Bir önceli elverişsiz durumdan bir sonraki verimli durum geçerken, gerçek değerinin üstünde bir kasılmaya yönelirse çalışmasının ödülünü yanlış biçimde değerlendirmiş olur. Bunun içindir ki yaşam boyunca daima yeteneklerimize ve bilgimize uyan bir gelişim çizgisinde kalmalı, hiç bir zaman eski durumumuzu unutmamalıyız.
Her şeyden önce üzerimize aldığımız görevin gereklerini yerine getirip getiremeyeceğimizi bilmeli, yersiz ve boşuna övünmelerden kaçınmalıyız.

Kamış ses verince ney oldum sanır,
İplik gerilince yay oldum sanır.
Sarayda oturmakla padişah olmaz kişi,
Abdal ata binince bey oldum sanır,
Şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

ABDALIN DOSTLUĞU KÖYÜ GÖRENE KADARDIR.

Çıkara dayanan dostluklar kısa sürer.

Açıklama ve yorum:

Abdallar, gezici dervişlerdir. Gereksinimlerini karşılayacak yerlerde eğlenirler, dostlukları işlerinin bittiği yere kadar sürer.
Bunun gibi, ya çıkarlarını düşündükleri ya da herhangi bir nedenle sıkıntı ve bunalıma düştükleri için; kimi kişiler, dostluklarını, isteklerinin gerçekleşmesine kadar sürdürürler.
Çıkara dayanan dostluklar kısa sürer. Sürekli ve sağlam dostluklar kurmak istiyorsak, kişisel çıkarlardan her iki tarafın da olanaklar ölçüsünde uzak kalmaya çalışmaları gerekir.

Kedinin dostluğu ciğeri yiyene kadardır,
Çobanın dostluğu abayı giyene kadardır.
Köprüyü geçene kadar ayıya dayı der insan,
Abdalın dostluğu köyü görene kadardır.

ACELE BİR AĞAÇTIR, MEYVESİ PİŞMANLIK.

Acele etmenin sakıncaları.

Açıklama ve yorum:

Acele işe şeytan karışır» sözüyle eş anlamlıdır. Önünü sonunu düşünmeden, iyice ölçüp biçmeden, acele yapılan işlerin çoğu bozuk, eksik ya da yetersiz olacağı için sonunda pişmanlık duyulması olağandır. Son pişmanlık fayda vermeyeceğinden, her işimizi acele etmeden ama gerekli çabuklukla yapmaya çalışmalıyız.

Oburluk bir hastalık, sonu şişmanlık,
İntikam bir tutku, sonu düşmanlık,
Ağır ama sağlam yapan kazanır;
Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık.

ACEMİ KATIR KAPI ÖNÜNDE YÜK İNDİRİR.

Acemi, beceriksiz kişilere önemli işleri yaptıramayız.

Açıklama ve yorum:

İnsan olsun, hayvan olsun, alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlıdır. Çeşitli işler yaptırdığımız hayvanlara iyi alışkanlıklar kazandıramamışsak; bir takım sakıncalı durumlarla karşılaşabilir, isteklerimizi yaptırmakta güçlük çekeriz.
Tıpkı bunun gibi geri zekalı, işinin ehli olmayan, acemi ya da iyi alışkanlıklar kazandıramadığımız kişilere de önemli işleri yaptıramayız. Her işin kolayını bulmak, başarıyı arttırır. Bu söz, bir işi gereğine uygun olarak yapmayanlarla alay etmek için söylenir.

Erken gelen haber insanı sevindirir,
Pusulasız gemi kayalara bindirir.
Her işin pundunu bilmeli dünyada
Acemi katır kapı önünde yük indirir.

 

Kaynak: Arif Hikmet Par

 

BİR CEVAP BIRAK

Yorumunuzu buraya yaz
Buraya adınızı yazınız

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.