Ana sayfa YAŞAM Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?

Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?

255
0
Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?
Mevlana Celaleddin-i Rumi Kimdir?

Tüm insanlığın gönlüne girmiş Allah aşığı Mevlana Celaleddin-i Rumi kimdir? Mevlana nerede, kaç yılında doğmuştur?Mevlana aslen nerelidir? Mevlana’nın babası kimdir? Mevlana Konya’ya niye gelmiştir? Şems-i Tebriz kimdir? Mevlana Şems Tebriz ile nasıl tanışmıştır? Mevlana kaç yılında, nerede ölmüştür? Mevlana’nın eserleri, Mevlana’nın ruha dokunan sözleri hakkında kısaca bilgi vermeye çalışacağım. Umarım faydalı bir yazı olmuştur.

Mevlana Celaleddin-i Rumi

Mevlana Celaleddin-i Rumi 30 Eylül 1207 yılında Afganistan’nın Belh şehrinde doğmuştur. Rumi ismi sonradan verilmiştir. Rumi Anadolu demektir. Mevlana ise, efendimiz anlamına gelir. Babası Muhammed Bahaeddin Veled alimlerin sultanı olarak tanınmıştır. Moğol istilasından uzaklaşmak için 1219 yılın’da Belh şehrinden göç eden Bahaeddin Veled uzun bir yolculuktan sonra Konya’ya gelir.

Mevlana’nın hayatı Şems-i Tebriz-i ile tanıştığında dönüm noktasına ulaşır. Şems hayatı hakkında sınırlı bilgiye sahip olduğumuz yüksek manevi yeteneklere sahip ve medrese eğitiminden uzak duran bir Sufidir. Rüyasında hep karşılaşmayı dilediği veliyi Konya’da bulacağını görünce bu şehre bu şehre gelmiştir. Karşılaştıktan sonra bu iki Allah aşığı derin sohbete dalarlar.

Mevlana halkın eğitimi ile daha az ilgilenir olur. Kendisine ayna olan dostu bulan Mevlana bu aynada bir olanı görür. Fakat Mevlana’nın dış dünyada’dan kopması etrafındakilerin hoşuna gitmez. Onun sohbetinden mahrum kalmak Şemse düşman olmalarına neden olur.

Aralık ayında bir akşam üstü Mevlana ve Şems birlikte iken kapı çalınır. Uzaktan gelmiş bir dervişin Şemsi aradığı söylenir. Şems odadan çıkar ve bir daha görülmemek üzere odadan kaybolur. Şemsin akıbeti tam olarak bilinmemekle birlikte gizlice öldürüldüğünden şüphelenilmiştir.

Şems den sonra Mevlana’nın eskisi gibi olacağını düşünenler yanılmış, ondaki ilahi aşkın daha da kuvvetlendiğini görmüşlerdir. Mesnevinin yazımında büyük emeği olan Çelebi Hüsameddin Mevlana’nın dostu olur.

1273 yılının Sonbaharın da hastalanan Mevlana 17 Aralık 1273 tarihinde vefat eder. Cenazesinde ağlayıp feryat edilmesini istemediği bunu bir ayrılık kavuşma gecesi olarak tanımladığı için buna Şeb-i Aruz yani düğün gecesi adı verilmiştir.

Mevlana ölümle ilgili şöyle demişti.

“Cenazemi görünce ayrılık ayrılık deme, o vakit benim buluşma ve görüşme zamanıdır. Beni kabre indirip bırakınca sakın elveda elveda deme, zira cennetler topluluğun perdesidir. Batmadı gördün ya, doğmayı da seyret güneşe ve aya batmadan ne ziyan gelir ki? Sana batmak görünür ama o doğmaktır. Mezar hapis gibi görünür ama o canın kurtuluşudur. Hangi tohum ekildi de bitmedi. Ne diye insan tohumundan şüpheye düşüyorsun? ”

Mevlana Türbesi
Mevlana Türbesi

Mevlana’dan Ruha Dokunan Özlü Sözler

Dibi yosun tutan denizlerle ilgilenme sen dağları seyret.

Yenik düşersen özlemlerine aldırma, Kalbindeki o uçsuz bucaksız sevgiyi hisset.

Işıklar sönmüşse ve karanlıksa ona da aldırma; ay ışığını seyret.

Sabret, sabret ki her şey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun sabret ki her şey gönlünce olsun….

Duasız üşürmüş yürekler bil !!

Sana bir dua eden olsun, seninde bir dua ettiğin…

Bilemezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıkları aydınlatan sana ummadık kapılar açan…

Bilemezsin kimin için ettiğin duadır, seni böyle ayakta tutan..

Seviyorsan; bugün sor bugün ara. Yarına, kim öle kim kala..

Hüzün olgunlaştırır, kaybetmek sabrı öğretir.

Dua et, hayret et, affet, tövbe et ama ihanet etme.

Bu yol senin, sadece senin yolun başkaları seninle yürüyebilir, ancak başkası senin için yürümez.

Yarım nefesli bu hayatta, sevgiden başka hiçbir şeyi planlama!

Sevgi şifadır, sevgi güçtür, sevgi değişimin mührüdür.

Nehir gibidir insan, sadece yüzeysel bilinir, derinliklerinde ne saklar, ne fırtınalar kopar söylemez sadece sessizce akar gider.

Mutluyum!.. Çünkü yol yakınken dönüşlerim var…

Huzuruma şaşırmayın!… Çünkü yarı yolda duranlardan, koşar adım gitmişliğim var..

Kızmayın aşktan caymışlığıma, benim karşıdan tanımama gibi bir özrüm var.

Gelsin hayat bildiği gibi, elinde ne varsa hayata dair, ötesi hiçbir şey ya da vesair gerisi misafir.

Sus gönlüm bütün bu susmalarına karşılık her şeyin hayırlısının olacağına inanarak sus.

Her şey vaktini bekler, ne gül vaktinden önce açar, ne güneş vaktinden önce doğar. Bekle senin olan sana gelecektir.

Hiçbir şey için benimdir deme; sadece de ki, yanımdadır. Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili ne hayat ne ölüm, ne huzur, ne de keder daima seninle kalır.

Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder hem de kendini.

Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi emin olmadığın sevgiye teslim etme kendini.

Bildiklerini anlat ama akıl vermeye kalkma, anlatılanları iyi dinle ama hepsini doğru sanma.

Sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez. Çok konuşmakta çok konuşmak da çok şey bildiğini göstermez.

Herkesi kendine eşit gör, her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmekte korkaklıktır.

Cesaret akıldan gelirse cesarettir. Bilgisizlikten gelirse cehalettir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here