İlk İnsan İlk Peygamber Hz. Adem (a.s)

0
1044

Allah Adem’i topraktan yarattı.

“Sonra ona “ol” dedi, ( can gelip) oluverdi.”

iİk insan,ilk peygamber Hz. Adem Evrende Adem’den önce yaratılmış melek ve cin adını taşıyan iki varlık daha vardı.

İnsan varlığına ilk itiraz….

İnsan olarak ve halife niteliğiyle yaratılacağı haber verilen Adem’e melekler karşı çıktı. Şöyle ki, Allah,

Yeryüzünde bir halife yaratacağım.

Melekler,

– Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek yüceltiyor ve seni takdis ediyoruz, dediler.”

Meleklerin insan varlığına bu karşı çıkışının ve ileri sürdükleri gerekçenin anlamı neydi?

Bu üçüncü varlığın kendilerinde bulunmayan bu özellikle yaratılalacağını anlamış olmalarıydı. Bu özelik, evrende Allah’a “halife” olmaktı. Halifelik, Allah’a ait bir ruh taşıma imtiyazından doğmaktaydı.

Halifeliğe değer yarattığı insanı, meleklerin bu itirazıkarşısında sonsuz kudretiyle koruyanda Allah’dı.

“Sizin bilmediğinizi ben bilirim….!

Meleklerin itirazına Allah Teala’nın bu umumi cevabı ne kadar manalı;”Sizin bilmediğinizi ben bilirim.

“Allah Adem’e her şeyin ismini öğretti. Sonra onları meleklere gösterdi.”

“-Eğer sözünüzde samimi iseniz, bunların isimlerini söyleyin bana!….dedi.

İlk İmtihan

İtiraz imtihan getirmişti. Ne yapacaklardı şimdi? Yalan söyleyemezlerdi. Rastgele cevap veremezlerdi. İnat gösteremezlerdi. Çünkü melektiler. Melekçe bir yol seçtiler;

“-Münezzehsin sen! Öğrettiğinden başka bizim hiç bir bilgimiz yok…Gerçekten her şeyi bilen ve her işi hikmetle gören sen!…dediler.”

Halife olarak yarattığı, kendinden ruh kattığı Adem’e Allah,

“Ey Adem, eşyaların isimlerini meleklere söyle!. dedi.”

Melekler  önce yaratılmışlar, sayısı belirsiz yıllar evrende yaşamışlardı. Yeni yaratılan insan, ilahi lutfa ulaşmış bilgide melekleri aşmıştı.

“Adem eşyaların isimlerini meleklere söyleyince”,

Allah:

“-Ben gökler ve yerde görülmeyeni biliyorum, sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söylememiş miydim?” buyurdu.

Böylece, o günün varlıklar dünyası, insanın üstünlüğünü duydu….

Allah’ın ihsanı ile Adem, bilgide melekleri geçmişti. Fakat meleklerin bu üstünlük karşısında durumları ne idi? Henüz belli değildi.

Bu açmazı çözüme bağlıyacak, meleklerin bilmediği, fakat Allah’ın bildiği sırları ortaya çıkaracak yeni bir olay oldu. Allah şöyle buyurdu;

“Meleklere, Adem’e secde edin, demiştik. İblis hariç, meleklerin hepsi secde ettiler. İblis kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu.”

İnsan varlığı ikinci itirazla karşılaştı. Bu aynı zamanda Allah’ın emrine karşı idi. İtirazı, yapan melekler içinde bulunduğu halde melek olmayan iblis idi. İblis secde emrine uymadı. Bunun üzerine Allah ile iblis arasında bir dizi konuşma oldu. Bu konuşmalar şöyleydi:

Allah,

“-Sana emrettiğim halde seni secdeden alıkoyan nedir?” dedi.

Şeytan,

“-Beni ateşten, onu çamurdan yarattın; ben ondan üstünüm, cevabını verdi.”

İblis bu iddiasında haklımıydı?

Ayeti incelediğimiz zaman görürüz ki Şeytan’ın “Adem’i topraktan, beni ateşten yarattın” sözünde doğruluk vardı.” Fakat “ben ondan üstünüm sözü, kuru bir iddiadan öte, büyüklenmeye dayanan, Allah emrine karşı çıkıştı….

Şeytan melek değildi. Ateşten yaratılmıştı. Melekler içerisinde bulunuyordu. Cinnilerdendi. Adem’e secde emrine kadar hissiyatına dokunur bir teklif yapılmamış ve imtihan olunmamıştı. Şeytan bu ana kadar, Allah emrine göre mi, yoksa öz isteklerinin emrine göre mi hareket etmekteydi? Belli değildi. Kendisi de bilmiyordu.

İsyan Ve Kibir

Adem’e secde emri verilince, bu emir şeytanın hissiyatına ters düştü. Derhal kaçındı ve emri yerine getirmedi.

Şeytan, ateşin topraktan üstünlüğü gibi, iki madde arasında, aslında olmayan bir farklılık görmüştü. Her iki maddenin yaratıcısının Allah olduğunu itiraf etmesine rağmen; Adem’in yeryüzünde Allah’ın halifesi olması, Allah’tan bir ruh taşıması gibi üstünlüklerini bilmezden gelmişti. Adem’de toprak kendisinde ateşten başka mahiyet görmemiş, diriden ölü, ölüden diri yaratan, bütün meziyetleri bahşeden Allah’ı maddeye mahkum sanmıştı.

Görüşü maddeye takılmış, öteye geçememişti. Maddeyi tek ve gerçek ölçü bilen her kafa, iblisce bir yanılgı içinde olacaktı…

İblis, anlayışı haktan değil, nefisten almak istemişti. Bu anlayışla Adem’i bir basit çamur kendisini de yükselen bir ateş niteliğinde görmüştü.  Büyüklenme ve azgınlıkta inad gösteren şeytan, her asinin acı sonuna uğrayan ilk yaratık oldu.  Allah şöyle buyurdu:

“İn oradan! orada büyüklenmek sana düşmez, defol!..Sen alçağın birisin! Defol oradan. Sen artık kovulmuş birisin.Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır.”

İsyan ve kibir cezasını bulmuştu; İblis, iblisçe hareketinden ötürü nimet ve rahmetten ebediyyen kovulmuştu…

Şeytan şaşırmıştı. Adem’den üstün olduğunu iddia ederken, melekler arasındaki yerinden olmuştu. Kovulmuştu. Hayatını kaybetme endişesine düşmüştü. Allah’a yalvardı:

“İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar müddet ver.”dedi. İblis insanların tekrar dirilecekleri güne kadar müddet alırsa, ölümden kurtulacağına inanmıştı. Biliyordu ki, tekrar dirilmeden sonra ölüm yoktu. Allah şeytanın ölümsüzlük isteğini” Belirli bir zamana kadar”

“Sen mühlet verilenlerdensin!….

Şeytanın görevi

Şeytan arzusuna belirli bir ölçüde kavuşmuştu. Belirli güne kadar yaşayacaktı. Ama ne yapacaktı? Nasıl yaşayacaktı ? Suçunu kabul edip affettirme yolunu mu seçecekti? Yoksa daha da azgınlaşacak ve azdıracakmıydı? Şöyle dedi:

” Beni azdırdığın için yemin ederim ki, senin doğru yolun üzerinde insanlara karşı duracağım; sonra önlerinden, arkalarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu sana şükreder bulamayacaksın.”

“Yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim. Halis kıldığın kulların hariç hepsini saptıracağım.”

Allah, şeytanın azdırma planını şöyle sınırladı:

“Kullarım üzerinde senin nüfusun olamaz.Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır.”

“Yerilmiş ve kovulmuş olarak defol. Yemin olsun ki, insanlardan sana kim uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım.”

Ve Havva

İlk insan olarak Adem yaratıldı. Adem erkekti. Kendi cinsinden nefsinden  eşi de yaratıldı. Artık evrende iki insan vardı biri erkek biri dişi…

Dişinin yaratılış hikmeti, erkeğin onda, onunla teskin olmasıydı.”

Bu ilk insan ailesi Allah’ın şu emriyle karşılaştı;

“Ey Adem sen eşinle beraber Cennete yerleş!….

“Orada onlardan istediğiniz kadar, bol bol yiyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikinizde zulmedenlerden olursunuz.”

“Ey Adem, doğrusu bu iblis senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. Sonra zahmet çeker bedbaht olursunuz.”

“Doğrusu Cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın, orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın….

İnsanın cennet hayatı başlamıştı, devam ediyordu. Öte yanda, Adem’i kendi felaketine sebeb bilen Şeytan, ondan öç almanın planları içindeydi….

Cenneteki nimetler yanında, konan bir yasak, Adem ve eşinin ilk imtihanıydı. Daha önce Adem’in yaratılışı ile melekler ve şeytan imtihan edilmişti.

Şimdi sıra insandaydı. Ne olacaktı?

Kendi başına kalsa belki başaracaktı. Fakat insan olmanın verdiği bir takım açık noktaları ve şeytan gibi sinsi bir düşmanı vardı.

İlk Günah

İnsan , nimete kavuştuğu, ya da yüksek makama ulaştığı zaman, ilk arzusu burada devamlı kalmaktır. Devamlılık arzusunda en haklı kişi, Adem a.s. olmalıydı. Çünkü Cennet’teydi. Haklı olarak Adem a.s. bu arzuyu duydu. Şeytan da bu noktadan vurdu. “Nihayet Şeytan onu fitledi:

-Ey Adem, sana ebedilik ağacını ve çökmesi olmayan devleti göstereyim mi?

Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesi, melek olmanız ya da burada temelli kalmanızı önlemek içindir.

-Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim, diye ikisine de yalan yere yemin etti.

Şeytan, böylece onların yanılmalarını sağladı.

Adem a.s. ve eşi, melek olma ve cennette kalma ihtimallerini duyunca, Şeytanın kendilerine düşman olma ihtimalini unuttular. “Ağaca yaklaşma” emrinde sabırsızlık ettiler. Ağaçtan yediler.

“Ağaçtan meyve tadınca; ayıp olan yerleri kendilerine açılıverdi ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamağa başladılar.Adem Rabbine karşı geldi şaşıp kaldı.

Allah Adem’e görevini hatırlattı ve savunmasını sordu.Şöyle buyurdu:

” Ben sizi o ağaçtan men etmemiş miydim? Şeytan’ın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?

İlk Tövbe

Şeytana kapıldılar. Şeytan isterdi ki daha da kendisini izlesinler. Fakat Adem a.s ve eşi bu noktadan sonra meleklerin yolunu seçtiler. Şeytanı terk ettiler. Suçlarını itiraf ettiler. İnsanlık gösterdiler. Şöyle dediler:

“-Rabbimiz! kendimize yazık ettik! Bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, biz kaybedenlerden oluruz.

Adem a.s. ile eşi tevbe ederek Rablerine döndüler. Samimiyetle bağışlanmalarını istediler. Allah da bağışladı;

“Çünkü Allah tövbeyi kabul eden ve esirgeyendir.”

Cennetten Dünyaya

Cennette başlayan insan hayatının ilk bölümü sona erdi. Adem a.s. ile eşinin sebeb olduğu olay, insana cennet öncesi dünya hayatını mecbur kıldı.

Emre uydular. Yeryüzüne indiler. Ama nasıl? bilmiyoruz. Bilinen bir gerçek var ki, o da Adem a.s. ile eşi yeryüzünde buluştular, birlikte yaşadılar. Rablerine birlikte  şöyle dua ettiler:

“Eğer bize salih çocuk verirsen, yemin ederiz ki şükreden kimselerden olacağız.”

Şeytan kovulduğu zaman tekrar dirilme gününe kadar ömür istemişti. Adem a.s. ile eşi dünyaya inince, Allah’tan çocuk istediler.

Allah,

” ikisinden pek çok erkek ve kadın türetti.”

Yeryüzünde insanlar çoğaldı. Allah, Adem’i a.s. çocuklarına peygamber yaptı.

Şeytana karşı insanı Allah, peygamberle korudu….

Şimdi hidayet Peygamberin; delalet şeytanın yoluydu.

İlk Kardeş Kanı

Adem a.s gittikçe çoğalan ve yeryüzünü yerleşmeye uygun hale getirmeye çalışan neslini, Allah’tan aldığı emirler yönünde yönetiyordu.

İnsanın yaratılışında var olan zaaflar çok geçmeden kendini gösterdi. Ve Adem’in iki oğlu arasında insanlık tarihinin ilk adam öldürme, kardeş kanı dökme olayı meydana geldi. Rivayetlerde isimleri Habil ve Kabil olarak bildirilen bu kardeşler arasındaki bu olayı Kuran-ı Kerim şöyle açıkladı:

“Onlara Adem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat. İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti.

Kurbanı kabul edilmeyen:

-Yemin olsun seni öldüreceğim, deyince kardeşi;

-Allah ancak sakınanların kurbanını kabul eder, demişti.

Yarışmada kaybeden üzülürdü, kızardı. Ama bunlarınki rastgele bir yarışma değildi. Yaptıkları Allah’a kulluktu. Kulluğu kabul edilmeyen suçu kendisinde aramalıydı. Böyle olmadı. Kardeşini sorumlu tuttu. Derin bir nefret ve kıskançlık duydu. Şeytanca bir hırsla:

“-Yemin olsun seni öldüreceğim” dedi.

Bunun hırsına, nefretine ve kıskançlığına rağmen, ötekinin uysallığı ve temiz yürekliliği ve kendini savunuşu ne kadar dikkat çekiciydi.

Bu iki kardeşin kişiliğinde, melek- şeytan kutuplaşması görülmekteydi. Azgınlığından Adem’in a.s. ve Allah’ın sorumlu olduğunu söyleyen şeytan gibi, kurbanı kabul edilmeyen kardeş de şaşkınlığından kardeşini sorumlu tutuyordu. Kardeşi ise, tehditten ve töhmetten değil. Allah’tan korktuğunu hatırlatmaktaydı.

Biri şeytan gibi diretiyor, diğeri Allah’a yöneliyordu.

Kabil öldürmek istedi öldürdü. Habil kardeşinin cezaya uğramasını diledi., o da oldu. Bu ceza Hz. Muhammed’in (a.s.) dilinde ifadesini şöyle buldu;

Zulmen öldürülen her insanın kanının (günahından) Adem’in ilk oğluna bir pay ayrılır. Çünkü adam öldürmeyi ilk adet haline getiren odur….

Habil ölmüş, Kabil katil olmuştu. Ortadaki ceset ne olacaktı?

Kim nasıl kaldıracaktı?

Kabil şaşkındı. Öldürmekten pişman değil, ne yapacağını kestirememekten  şaşkındı. Yol göstericisi bir karga oldu. İlk ölünün toprağa gömülüşünü  Allah Kuran’da şöyle açıkladı:

“Allah kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi.

Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım.”dedi de ettiğine yananlardan oldu.

Bu yanma, tövbe değildi. Tövbe olsaydı kabul edilirdi.

Yeryüzünde ilk şeytana uyan isim Kabil oldu. Babası Adem ilk Peygamber, isyan ederek inananlar topluluğundan ilk ayrılan da kabil’di….

Çocuklarının dünya hayatını giderek iyiye, güzele, refaha kavuşturmak için mücadele eden Adem a.s bundan böyle tevhit mücadelesine de başladı. Uzun ömrünü böylece tamamladı.

İlk İnsandan Bize

Adem a.s ilk yaratılandı. İlk insandı.

Cennet ve dünya hayatını yaşayandı.

ilk hata yapandı.

İlk örtünendi.

İlk tövbe edendi.

İlk Peygamberdi.

İlk tevhid mücadelesi verendi.

İlk evlat acısını tadandı.

İlk selamlaşandı.

Toprağı ilk işleyendi.

Sallallahu aleyhi ve sellem

YORUM YOK

CEVAP VER