Hatay’ın Tarihi Ve Turistik Yerleri

0
2248

Mevlana gibi düşünüp, Yunus gibi anlayan şu, bu, yada o nedir? bilmeyen insanların kardeşce yaşadığı bir coğrafyadır Hatay.

Hatay’ın Tarihi Ve Turistlik Yerleri

Hatay en çok ilkleri ile konuşulur. Dünyanın ilk kilisesi, Anadolu”nun ilk camisi, Dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi ve daha nice ilkler. Hatay da kaldırdığımız her taşın altından bir devir çıkar. Çünkü Hatay onlarca depremle sarsılmış ve üç büyük depremlede yerle bir olmuş bir şehirdir.

Bir çoğumuz gezip görmediğimiz, dilini, kültürünü bilmediğimiz yerleri dünyanın en güzel yerleri zannediyoruz. Şöyle etrafımıza bir baksak doğup büyüdüğümüz  yer belki de yaşadığımız yer dünyanın en güzel yeridir. Hatay, Asi nehrinin kıyısında bereketli toprağına uzanmış, gülümseyen bir peri kızı sanki. Uygarlıklar kültürlerle yoğrulur. İnançlar tanrı aşkıyla  birleşir ve özgürlüğe kavuşur. Hatay da barış ve hoşgörünün şehridir. Hatay antik kentleri, tarihi güzellikleri, cömert doğası, birbirinden lezzetli yöresel tatları, kilise ve camileriyle, ezan sesi, çan sesinin birbirine karıştığı bir şehirdir.

Asi Nehri
Asi Nehri

Eski taş evler onlarla bütünleşmiş taş yollar içinde yaşayanların, sokaklarındaki insanların hareketliliği olmasa kendinizi yüzyıllar öncesine gitmiş sanırsınız. Çıkmaz sokaklarında huzurlu birbirine yaslanmış içe dönük eski Antakya evleri. Genellikle iki katlı olan bu evlerin dış kapı eşiğinden içeri girmediğiniz sürece orası bir sırdır. İçeri girdiğinizde iç bahçenin yer aldığı avludan başlayan bir mimari ile karşılaşırsınız.

Amik ovasının bereketli toprağın ürünü olan portakal, mandalina, greyfurt, limon turunç yada zeytin ağaçlarıyla gölgelenen, süslenen avlular kişilik kazandırır antakya evlerine. Lezzetleri, hoşgörü, sıcacık yürekleri insanları ve asırları aşan kültürel zenginlikleriyle hem üzerinde çok konuşulacak hemde bol bol gezilecek bir şehir olan Hatay’ın tarihi ve turistlik yerlerini gelin hep birlikte gezelim…

Hatay Arkeoloji müzesi

Hatay’a gelenlerin belkide ilk uğrak yeri Hatay Arkeoloji müzesi. Antakya ilçesi cumhuriyet alanında bulunan bu müze Harbiye, Antakya, samandağı, Aççana, İskenderundan çıkartılan çeşitli dönemlere ait pek çok eser sergileniyor.

Mozaik Müzesi
Mozaik Müzesi

Mozaik bakımından dünyada ikinci, para kolleksiyonunda üçüncü sırada bulunan müze yoğun ziyaretçi akınına uğruyor. Binlerce yıllık yaşam izlerini, tarihe ışık tutan farklı bir atmosferi ve birbirinden değerli eserleri bulunuyor. Bu ortamdan etkilenmemek mümkün değil.

Hatay bölgesinde nereye kazma vursan tarih fışkırıyor adeta…

Uzun Çarşı

Şehrin kalbinin attığı yerdir uzun çarşı, her medeniyet iz bırakmıştır, renk vermiştir şehre, o yüzden çok zengindir Hatay kültürü, Hatay mutfağı.

Geçmişi şehir kadar eski çarşının yan yana dizilmiş dükkanlarında, yöreye özgü ne ararsanız var. Geleneksel el sanatlarının üretildiği dükkanlardan tutunda künefecilere, peynircilere, baharatçılara kadar herşey bulmak mümkün. Bu arada yöreye özgü defne sabununu, biber salçasını ve sofraların baştacı nar ekşisinide unutmamak lazım.

Uzun Çarşı
Uzun Çarşı

Bugüne kadar topraklarında barındırdığı medeniyetlerin herbirinden farklı bir tat kazanmış. Humuslar, babagannuşlar, mezeler nar ekşileri ile harmanlanmış nice lezzetler. Zengin çökelek salatası, humus, bakla ezmesi, zahter, biber yoğurtlaması, patlıcan yoğurtlama, muhammara, yoğurt aşı, Hatay’ın geleneksel tatlısı peynirli künefe ise yöresel tatların en bilinenidir. Adım başı künefecilere rastlayabileceğiniz uzun çarşıda künefenin yapılışınıda izlemeniz mümkün. İçi tuzsuz peynirle hazırlanıp şerbetle hazırlanan ve isteğe göre üzeri kaymak veya dondurma ile servis edilen bu leziz tat Hatay’ın simgesidir.

Künefe kasar ünlü olmasada geleneksel tepsi kebabı ve kağıt kebabıda dayanılması zor lezzetlerdendir. Kasaplarda hazırlanan ve illaki çarşı içindeki fırınlarda pişirilen bu kebapların tadına doyum olmaz.

Kente dair diğer bir tatda bici bici yani haytalıdır. Su muhallebisinin üstüne dondurma ve gül şurubunun dökülmesiyle yapılan bu tatlıyı 90 küsür yıllık meşhur affan kahvesinin bahçesinde yemekse ayrı bir güzelliktir.

Uzun çarşı, renk renk, ses ses uzun çarşı. Hatay’ın insan kadar hayat çeşitliği buradadır. Uzun çarşı köşe köşe, renk renk, koku koku, ışık ışık çarşı sadece alışverişin ekonomi bağımlılığın değil, hayata bağlılığında göstergesidir.

St. Pierre Kilisesi

Merkezden bir kaç dakika uzaklaştığınızda dünyanın ilk mağara kilisesi ve şehrin gözbebeği olan St. pierre çıkar karşınıza. Adını Hz. İsa’nın 12 havarilerisinden biri olan St. Pierre’den alıyor. Hz. İsa’ya inananlara ilk hıristiyan adı burada verilmiştir. Birçok hıristiyan buraya gelerek hacı olmaktadır. Kilise hıristanlığın dünyaya yayılmasında en etkili yer olmuştur. Her yıl dünyanın pek çok yerinden Hıristiyan dinine mensup olanlar hac ve ziyaret maksadıyla bu eşikten geçerler.

Habib-i Neccar Cami

Habib-i Neccar cami Anadolu’nun ilk camisidir. Kuran-ı Kerim de övülen şehit Habib-i Neccar’ın adının verildiği cami ve içerisindeki Habib-i Neccar ve ve Hz. İsa’nın havarilerinin türbeleri tüm dünyadan ziyaretçi akınına uğramaktadır.

Habib-i Neccar cami inançların yan yana, iç içe yaşanabileceğini göstermesi ile adını tarihe yazdırır.  Bir Roma tapınağından kiliseye sonra da camiye çevrilen yapıda Neccar’ın türbesi de bulunmaktadır.

Habib-i Neccar Cami
Habib-i Neccar Cami

Portakal ve turunç ağaçları ile süslü ferah avlusunun birde süprizi vardır. Kilise ziyaretçilerine bir kaç yüz metre ileride havra, iki adım ileride Sarımiye cami az ötede ortadoks kilisesi üçgeni ile oluşan bu kültür koridorunun fotoğrafını gösterir aynı zamanda.

Şehre yakınlığından ve güzelliğiyle dikkat çeken Ulu cami Memlüklüler tarafından inşa edilmiştir.

İstanbul’dan sonra Türkiye’nin en uzun surların bulunduğu Habib-i Neccar dağının tepesinden şehri seyretmek doyumsuz bir keyif verir insana.

İşte Habibi Neccar , İslam dağın eteğinden şehrin kalbine iner onunla. Kuranın kutsal ışığıyla gelmiş konmuş buraya ve daha nice cami işte ulu cami işte sarımiye, kiliseyle yan yana sarımiye, bir portakal ağacının altında haçla hilal aynı çizgiye gelir onun altında hemen onun yanında musevi havrası orada da zaman açık ve aydınlıktır. Kutsal Hatay’ı yuğururken aynı zamanda yoğrulur. Ezan, çan ve hazzan göğe doğru bir selvinin elinden tutarlar Hatay budur Antakya budur.

Habib-i Neccar camisinden sonra belki yolunuz Antakya kalesine doğru uzanır. Yapıldığı dönemde İstanbul’dan sonra anadoludaki en uzun surlara sahip kaleden, geriye sadece birkaç kalıntıları kalmıştır. Bu kalıntılar arasında demirkapı görülebilir. Ayrıca bu kalıntılar arasında Roma imparatoru tarafından yaptırılan kemerler ayakta kalmış eserlerdir.

Hatay’ı gezerken Antakya’dan sonra ikinci durak Samandağı ilçesidir.

Samandağı

Tersine akan nehir olarak bilinen Asi nehrinin denizle birleştiği yerde bulunan ilçe. Samandağ Hatay’ın turizme bakan yüzüdür. Eğer Hatay’a geldiydeniz Samandağı mutlaka görmelisiniz. Aziz Simeon Manastırı, Titüs tüneli ve beşikli mezarlar size müthiş bir tarihi görsel ziyafetler sunar. Dünyanın en iyi kamışları yetişir burada. Bu kadar değil elbette Samandağı 14 km uzun sahili ve titüs tüneli ile de göz doldurur.

Dünyanın en kaliteli neylerini Samandağı kamışlarından yapan usta eller vardır.. Kültür ve inanç çeşitliliği, nüfusu hıristiyanlardan oluşan güzel köy örnekleriyle belirginleşir Samandağ da.

Dünyanın ilk liman kenti Samandağ,  Asi nehrinin ağız kısmına kurulduğu için, limanın nehirle taşınan alüvyonlarla dolma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Dönemin Roma imparatoru bu tehlikeyi önlemek için 1330 metre uzunluğundaki Titüs tünelini yaptırmıştır. Bir mühendistlik harikası olan antik Titüs tüneli dünün liman kenti, bugünün şirin köyü çevliği önemli bir ziyaret merkezine dönüştürmüştür.

Samandağında bunlardan başka, Hz. Hızır türbesi, Türkiye’deki ilk ermeni köyü ve bu köydeki kilise hemen komşu köydeki Musa ağacı görülmeye değer yerlerdir.

Musa dağının eteklerine kurulu olan ve ülkemizin tek ermeni köyü Vakıflıda karşıdan bakar Çevliğe. Taş evleri ile şirin bir köydür Vakıflı. Organik tarımı ve yetiştirdiği narenciyeleriyle ünlenen, ihracat ödülü kazanan köy günümüzde organik reçelleri, doğal ev şarapları ve likörleri ilede turistlik bir merkez olmuştur.

Manastırlar, müzeler derken Hatay’ın doğal güzelliklerini atlamak olmaz.

Harbiye

 Şehrin merkezine 7 km uzaklıktaki Harbiye ye yemyeşil alanları, koyu gölgeli defne ağaçları ve şelaleleri günlük hayatın stresinden kurtulmak ve dinlenmek için  hayranlık uyandıran bir mesire yeridir.

Hatayın yöresel lezzetlerinde tadına bakabileceğiniz irili ufaklı restoranları, hediyelik eşya dükkanlarıyla keşfedilmeyi bekler Harbiye.

Harbiye
Harbiye

 Hatay’ın yaşama coşkusu su şelalelerden sadece sesi ile değil incelmiş zevklerin ve hayata bağlamanın da merkezidir. Bir kere burayı gören hep burada kalmak ister. Çevredeki tezgahlarda dokunan kumaşlar desen ve renkleriyle ilgilenenlerin gönlünü çeker, buradaki zenginlik dokumanın şarkısı olur.

Şehirden uzaklaştıkça mis kokulu ormanlar, , eşsiz yaylalar sizi bekler. Reyhanlı’ya giderseniz höyükleri ziyaret edebilirsiniz.  Kırıkhan Reyhanlı arasındaki Amik ovası başka bir öyküdür burada canlı bir varlık gibi kıvranır. Pamuktan mısıra, hayvancılıktan meyveciliğe her uğraşın ana kaynağıdır Amik  ovası. Burası çeşitliliğin kaynağıdır yılda üç kez ürün alınan yapısıyla çok değerlidir. Hatay mozaiktir, geçmiş uygarlıkların Hatay’a sundukları bir armağandır.

Dönmeden önce Hatay’ın bereketli topraklarında yetişen ürünlerinden evlerinize götürmek isterseniz Hassa’ya mutlaka uğrayın. Hassa ilçesindeki üzüm bağları bereketi ile büyüler sizi. Altınözü ve Hassa’nın zeytinleri dillere destandır. Her bir ilçe birbirleriyle alttan alttan yarışa girer burada. Pamuk ve kavun Kırıkhan’ın toprağının süsüdür.

Akşamı enfes bir manzara ile karşılamak istiyorsanız Kırıkhan ilçesindeki Gölbaşı Gölü size hayal gibi bir gün batımı vaad ediyor. Dilerseniz Gölbaşına gitmeden önce ilçe merkezine 4km uzaklıkta bulunan ünlü din ve bilim adamı Beyazıt-ı Bestami’nin türbesini ziyaret edebilirsiniz.

Yolunuz Belen’e düşmüşken Kanuni Sultan Süleyman kervansarayını görmeden geçmeyiniz.

İlle de deniz, denizsiz tatil olmaz diyenlerdenseniz İskenderun bir sonra ki durak için uygun seçenek. Limanıyla, doğal güzellikleriyle, sahiliyle ve modern kent görünümüyle sizi İskenderun karşılar. Türkiye’nin en önemli limanlarından biri olma özelliği ile göz doldurur.

Arsuz Plajı
Arsuz Plajı

İskenderun’a 33 km uzaklıkta İskenderun’a bağlı Arsuz plajı tertemiz denizi ve incecik kumu deniz turizm açısından ziyaretçilerine fazlasını vaad eder.

İskenderunun yanı başında yer alan ve Üzerinde güneş batmayan ilçesi Payas.

Tarihten bir kervan çıkar, telkilerinde umudu biriktirmiş yorgun atlar ve mavi atlastan develerle ağır ve aksak. İpek yolunu izler ve dinlenmek için varır Hatay Payas’a. Sokullu Mehmet Paşa külliyesi işte bu yolcular içindir. Osmanlının yolda kalan yolcuya gösterdiği hassasiyeti ruhunuzda hissedersiniz. Sokullu Mehmet Paşa külliyesindeki 1400 yıllık zeytin ağacının dallarından, damarlarından tarih akar. Sokullu Mehmet Paşa külliyesi ve içerisinde yer alan Sarı Selim camisi için Evliye Çelebi, mihrap ve minberi gayet nurludur, avlusu cennet bağına benzer der. Külliyeden sonra  deniz kıyısında yer alan Payas Kalesine uğrayabilirsiniz. Llimanın ve tersanenin güvenliği için inşa edilmiş önemli bir yapıdır.

Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi
Payas Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi

Gözetleme olarak kullanılan, Cenevizliler tarafından yaptırılan Cin kulesinide gezebilirsiniz. Daha sonra sahili keşfedebilir ve yakınlarda bulunan sincan köyündeki Damlataş Mağarasına uğrayabilirsiniz.

Kumlu termal sular yatağıdır Erzin ve  Dörtyol narenciye bahçeleriyle süslenir.

Burnunuza muhteşem narenciye kokuları gelmeye başlamışsa bilinki Erzin’e yaklaşmıya başlamışsınızdır. Burada da antik şehir kalıntıları ile su kemerleri görülebiliyor. İssos Harebeleri adı ile anılan  bölgeyi biraz geride bırakırsanız Burnaz sahilinde denizin tuzlu esintisi ile dinlenebilir, biraz şifa bulmak için Başlamış köyü nü ziyaret edebilirsiniz.

Daha zinde olmak ve yayla havası almak istiyoranız, Hatay’da mutlaka size göre bir yayla bulunur. Serin ve temiz bir nefes, hafiflemiş bir vücut ve rahatlamış bir zihin için Belen ilçesine bağlı Güzelyayla, Atik yaylası en öne çıkanlardır.

Hatay Bir Sofradır

Ve Hatay bir sofradır. Hatay ya da Antakya dediğimizde önce bir karnımız gururdamaz mı  a dostlar? İşte size Hatay’a bir koşu gidip gelmeniz için sebebler… Sanki kültürler mutfak olarak asıl hünerlerini burada gösterirler. Bir kez olsun yolu Hatay’a düşüp de bu mutfağın lezzetini tadanlar ömür boyu ayrıcaklı sayarlar kendilerini.

Hatay Yemekleri
Hatay Yemekleri

İşte içli köfte, yöresel ismiyle oruk Sevgilinizle küsseniz ve sizinle barışmıyorsa bir tane oruk verin sizin için köleniz bile olacaktır. Künefe  belki  diğer adıdır Hatay’ın, künefenin anılmadığı sokak yok gibidir. Yaprak sarması, patlıcanın bir taze gelin gibi süzülüşü,  biberin acıdan çıkıp damak sazına dönüşü, mahluta bu çorbayı da kırmızı mercimek çorbasının bir üst leveli olarak düşünebilirsiniz. Cevizli biber size ihale vermeyen bürokratların masasına bundan bir tabak atın.

Biberli ekmek ölümden korkusu olan yesin bu derttten kurtulsun. Sarı bülbül yemeyip de beğenmeyen birinin Hatay sınırları içerisindeki sokakta yürümesi hayati tehlike arz etmektedir. Humus işleriniz yolunda gitmiyor mu?  pide ekmeğini humusa banıp da mideye indirince tüm çakralarınız açılacak.

Muhammara Hatay sınırları içerisinde bir dilim muhammara kendi başına bir para birimidir. Zahter salatası, çökelek salatası, Belen tava, Tuzda et, kireçte kabak tatlısı, kağıt kebabı, ekşili aş, dövme aşur,  sini kebabı, zeytin üfelemesi daha nicesi.

Hatay, kara ve deniz ulaşım kolaylığıyla, uluslararası havaalanıyla, eşsiz tarihi ve kültürel hazineleriyle keşfedilmeye hazır. Beş yıldızlı ve butik oteller, şifalı kaplıcalar şehre gelen turistlere modern yaşamın gereklerini eşsiz sunuyor.

Hatay tarihin yaşadığı, doğanın yaşandığı yer….

Hatay çağırır, otelleriyle çağırır, kalesiyle çağırır, dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi kurtuluşla çağırır,  kahvelerinde sunulan Haytalısı ile çağırır, insanlarıyla çağırır, içecekleriyle çağırır, sokaklarıyla çağırır o sokaklar ki dünyanın ortak kültür mirası sayılır.

Hatay şehirdir, dün olduğu gibi bugün de…..

YORUM YOK

CEVAP VER